Isparta’da 30 Kasım 2007 tarihinde 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazasıyla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda, pilotlar Serhat Özdemir ve Tahir Aksoy, “asli kusurlu” olarak tespit edildi.
Türbetepe’de 7′si mürettebat 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazasıyla ilgili hazırlanan 18 sayfalık bilirkişi raporu, Isparta Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Raporda, “Uçuş yönüyle yapılan tespitler” bölümünde pilotların planlama hatası yaparak seyrüsefer cihazlarına yanlış veri girdikleri ve bunun sonucunda uçağın 223 derece istikameti yerine 253, 257 ve 273 derece uçuş istikametinde uzaklaştığı ve normalden daha fazla hız ile alçalıp dönüş çapının da normalden fazla olduğu belirtildi.
Kazanın taksirli olarak birden fazla kişinin kusurlu davranışıyla meydana geldiği ve birden fazla kişinin ölümüne sebep olma fiili kapsamında olduğunun kaydedildiği raporda “Maktul pilotlar Serhat Özdemir ve Tahir Aksoy, yanlış durum muhakemesi yaparak, olması gereken rotaların dışında başka bir rotada alçalış yapmaları nedeniyle kazanın meydana gelmesinde ‘asli kusurlu’ olarak tespit edilmişlerdir” denildi.
Ayrıca raporda Dünyaya Bakış (World Focus) Hava Taşımacılığı AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Gündoğ ve Atlasjet Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Ersoy’un Yönetim Kurulu Başkanı olarak uçakların güvenliği ve denetimi konusunda görevli olmadığından herhangi bir sorumluluğun bulunmadığı ifade edildi.
Kaza döneminde Atlasjet Genel Müdürü Tuncay Mustafa Doğaner ile Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Şerif Erbilgin ilgili olarak da uçakta var olan eksikliklerin kontrolünün yapılıp yapılmadığını denetlemekle yükümlü olduğu ve bu yükümlülüğü ihmal ettikleri gerekçesiyle “tali kusurludur” ifadelerine yer verildi.
Dönemin Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru ve Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı için de “Gerekli yükümlülükleri yerine getirdikleri tespit edildiği için herhangi bir cezai sorumlulukları yoktur” diye görüş bildirildi.
Dünyaya Bakış Hava Taşımacılığı AŞ Genel Müdürü Aydın Kızıltan’ın da GPWC cihazı gibi uçakta var olan eksikliklerin kontrolünün ve pilotların eğitiminin yapılıp yapılmadığını denetlemekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüğü ihmal ettiği ve kazanın meydana gelmesinde “tali kusurlu” bulunduğu belirtildi.
Sanıklardan uçak teknisyeni Reşat Atalay’ın arızalı cihazı takan teknisyen olduğunu gösterir kanıt bulunmadığı için ve Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru ile kaza döneminde yardımcısı Oktay Erdağı’nın cezai sorumluluklarının bulunmadığı kaydedildi.
Dünyaya Bakış (World Focus) Hava Taşımacılığı AŞ Genel Müdürü Aydın Kızıltan’ın ise uçaktaki eksikliklerin kontrolünü yapmadığı ve pilotlara yeterli eğitim verilmediği gerekçesiyle “tali kusurlu” bulunurken, eğitmen pilot Faruk Çağımnı ile aynı şirketin teknik müdürü İsmail Taşdelen de “tali kusurlu” olarak raporda yer aldı.
Raporda, diğer sanıklardan Dünya Havacılık (World Focus) Hava Taşımacılığı AŞ Bakım Müdürleri Fikri Zafer Dinçer, Şahin Tufan, uçak mühendisi Yavuz Yaşar, teknisyenler Necati Küçük, Fevzi Yavuz ve Sinan Sevinç’e de cezai sorumluluklarının tespit edilemediği ifade edildi.
TEKNİK AÇIDAN BELİRLENEN KUSURLAR
Turkısh Teknik Elektronik yüksek mühendisi Ahmet Ufuk Güneş, uçak mühendisi Umut Berkbay, hukukçu Mustafa Cem Artekin, Andolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Baş Pilot Önder Özler, Anadolu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Ertan Çınar, Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serdar Dalkılıç, Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Karakehya imzalı hazırlanan bilirkişi raporunda uçağın düşüşüyle ilgili teknik açıdan belirlenen hususlar şu şekilde belirtildi:
“Kaza kırım raporundan elde edilen verilere göre, cihaz açıldığında, üzerine kayıt yapılan bantın dönüşünü engelleyecek şekilde aktarım organlarında problem tespit edilmiş, ayrıca bant çözümlendiğinde üzerindeki kaydın 9 gün önceki 21 Kasım 2007 tarihli başka bir sefere ait olduğu belirlenmiştir. Uçağın sefere verilebilmesi için üzerinde çalışır vaziyette minimum sayıda bulunması gereken komponent ve sistem tanımlamalarını yapan MEL’e (Minimum Eguipment Lis) göre CVR (Kokpit ses kayıt cihazı), üç uçuş günü içinde tamir edilerek faal hale getirilmelidir ki bu üç günlük süre zarfından da FDR (uçuş verileri kayıt cihazı) faal durumda olmalıdır. Aksi takdirde CVR çalışmıyorken uçak “NO GO” dur, yani uçamaz.”
Raporda hazırlanan bulgulara göre, uçamaz haldeki uçağın uçuşa verildiği vurgulandı. Ayrıca raporda, Honeywell firması tarafından yapılan analiz sonucunda ulaşılan şu verilere de yer verildi:
“Son uçuşta kalkıştan önceki 30 dakikalık süreç içerisinde EGPWS (yere inişi gösteren) cihazın arızası kayıtlanmıştır. Ünite içinde EGPWS bilgisayarının uçuş ekibine uyarı ve alarm, sesli mesaj oluşturan ve bildiren ses üretici donanımının çalışmadığına yönelik arıza bilgisi bulunmuştur. Bu arızalı cihaz 20 Kasım 2007 tarihinde TC-AKN tescil işaretli başka bir uçaktan sökülüp bu uçağa takılmıştır. Cihaz arızalı olarak belirtilmiş buna rağmen kaza tarihine kadar hava aracı uçuş ve bakım kayıt defterine herhangi bir arıza kaydı not düşülmemiştir.”
17 sanığın yargılandığı uçak kazası ile ilgili davanın 14′üncü duruşması yarın Isparta Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Duruşmada, bu rapor değerlendirilecek.
Baklavanın Efsane İsmini Kaybettik
Güllüoğlu Baklavaları’nın kurucusu Hacı Mustafa Güllü, hayatını kaybetti.
İki gün önce kalp krizi geçiren ve Bakırköy Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Hacı Mustafa Güllü, bu akşam saat 20.30 sıralarında hayatını kaybetti.
Güllü’nün cenazesinin, yarın ikindi vakti Fatih Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verileceği öğrenildi.
Kar Yağışı Hayatı Felç Etti
Tunceli-erzincan karayolu, 8 ayrı noktada çığ düşmesi sonucu dün saat 14.00′de ulaşıma kapandı. Karayolunda araçlarında mahsur kalan, aralarında 7 gazetecinin de bulunduğu yaklaşık 100 kişi, saatlerce süren yoğun çalışmalar sonucu kurtarıldı. Tunceli- Erzincan karayoluna Türkiye’nin en büyük çığının düştüğünü kaydeden Karayoları ekipleri, 20 saatlik çalışmadan sonra yolu tek şeritten trafiğe açabildi.
Türkiye’de en fazla çığ düşen yerlerden biri olan Tunceli-Erzincan karayolunun 40 ve 46′ıncı kilometrelerde 8 ayrı yerde çığ düşmesi sonucu dün saat 14.00′ten itibaren kapandı. Karayoluna düşen çığlardan dolayı 10 otomobil, 1 yolcu otobüsünde bulunanlar araçlarının içinde mahsur kaldı.
Kurtarma çalışmalarını görüntülemek için bölgeye giden 7 gazeteci de, bir süre sonra araçlarının içinde mahsur kaldı. Gazetecilerin içinde bulunduğu özel otomobil çığdan korunmak amacıyla yapılan tünele girdi. Ardından tünelin önüne ve arkasına aynı anda çığ düşmesi nedeniyle tünelin içinde gazeteciler 9 saat mahsur kaldı. Gazeteciler tünelin içindeyken tünelin iki girişine 4 kez çığ düştü.
Gece saat 02.00 sıralarında bölgeye gelen kurtarma ekiplerinin yola düşen çığı temizlemesinden sonra tünelden çıkan gazeteciler ve diğer araçlar, Tunceli’ye 25 kilometre kala Rabat Mevkii’nde, yola büyük bir çığ düşmesi nedeniyle tekrar mahsur kaldı.
SON YILLARIN EN BÜYÜK ÇIĞI DÜŞTÜ
Bölgeye son yılların en büyük çığlarının düştüğü belirtilirken, 10 metre yüksekliğindeki çığların, 400 metre genişliğinde bir alanı kapsaması, bu durum görenleri dehşete düşürdü. Çığ nedeniyle 1 yolcu otobüsü ile başka yollardan gelenlerle birlikte 20′ye çıkan özel otomobillerde bulunanlar, Karayolları ekiplerinin 8 saat süren çalışmalarıyla çığın içinden tekrar kurtarıldı. Gazeteciler ile yolda mahsur kalan araçlar Tunceli’ye dönerken, karayoları ekipleri ise 4 iş makinesiyle bugün saat 10.00′da karayolunu trafiğe açabildi. Kurtarma ekipleri,Türkiye’de hiçbir karayolunda bugüne kadar bu büyüklükte çığın düşmediğini tahmin ettiklerini belirtti.
Tunceli’de son 3 gündür etkili olan yoğun kar yağışı bugün sabah saatlerinden itibaren etkisini kaybetti. 3 gün etkili olan kar yağışı nedeniyle Tunceli ve ilçelerinde 250 köy yolu kapalı bulunuyor.
20 ARAÇ MAHSUR KALDI
Muş Karayolları 113. Muş Şube Şefi Sülhattin Ömeroğlu, Muş-Kulp İl sınırında mahsur kalan 20 araçtaki vatandaşlara ulaşmaya çalıştıklarını belirtti.
Ömeroğlu, zorlu bir gece geçirdiklerini, gece sabaha kadar ekiplerin Muş-Kulp karayolu Kozma dağında mahsur kalan vatandaşları kurtarmaya yönelik çalışma yaptıklarını belirtti.
AFYONKARAHİSAR-ANKARA KARAYOLU TRAFİĞE KAPANDI
Afyonkarahisar-Ankara Karayolu yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle gece yarısından itibaren tamamen trafiğe kapandı.
Afyonkarahisar-Ankara Karayolu’nun Emirdağ-Sivrihisar güzergahında gece yarısından itibaren trafiğin tamamen kapandığı ve yaklaşık 200 aracın yolda mahsur kaldığı bildirildi. Karayolları ekiplerinin kar küreme araçlarıyla aralıksız çalıştıkları yolda buzlanma nedeniyle birçok aracın hareket edemediği açıklandı. Trafik ekipleri belirlenen kavşaklarda sürücülerin yolu kullanmalarına izin vermiyor.
ANKARA-KONYA YHT HATTINDA SEFERLERE ARA VERİLDİ
Ankara-Konya Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattında devam eden yoğun tipi ve fırtına nedeniyle YHT seferlerine ara verildiği bildirildi.
Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, Ankara-Konya YHT hattının bazı bölümlerinde yoğun tipi ve fırtınanın etkili olduğu belirtilerek, şu bilgiler verildi:
“Bazı yerlerde 3 metreye varan kar birikintileri nedeniyle Ankara-Konya YHT seferlerinin bir kısmına geçici olarak ara verildi. YHT setleri önünden giden kılavuz araçların Polatlı-Bozdağ arasına yönelik verdiği raporlar doğrultusunda, sefer emniyetini riske etmemek için Ankara-Konya arasında sefer yapmakta olan saat 21.15′teki YHT servisi Ankara’ya güvenli şekilde geri getirildi. Ankara Garına geri getirilen yolcuların tren dışı olumsuz doğa koşullarından etkilenmemesi için azami özen gösteriliyor.”
Hatta yol açma çalışmalarının halen devam ettiği bilgisine yer verilen açıklamada, olumsuzluktan Ankara-Eskişehir YHT seferlerinin ise etkilenmediği bildirildi.
ARAÇLAR YOLLARDA KALDI
Samsun’da akşam saatlerinde başlayan kar yağışı hayatı olumsuz yönde etkilerken, Samsun-Ankara Karayolunda yağış nedeniyle aksamalar yaşanıyor.
Bölgede akşam saatlerinde etkili olan kar yağışı, hayatı olumsuz etkiledi. Samsun-Ankara Karayolunda seyreden araçlar yağış nedeniyle zor anlar yaşıyor. Kayan araçlar nedeniyle kapanan yolda trafik güçlükle ilerliyor.
Bölgede karayolları ekipleri yol açma ve tuzlama çalışması yaparken, trafik ekipleri ise yaşanabilecek olumsuzluklar karşısında önlem almaya çalışıyor.
KAZALAR TRAFİĞİ KAPADI
Yoğun kar yağışı nedeniyle Çakallı yöresinde aralarında Çorumspor’un U 14-15 futbol takımlarını taşıyan otobüsünde bulunduğu 8 araç zincirleme kazaya karıştı.
Çorumspor’un U14-15 takımlarını Rize’de oynanacak karşılaşmaya götürmek üzere yola çıkan otobüste 35 kişinin bulunduğu öğrenildi.
Ankaragücü: 0 – Samsunspor: 3
Spor Toto Süper Lig’de Ankaragücü ile Samsunspor arasında yapılan maçın ilk yarısı, konuk takımın 3-0 üstünlüğüyle sona erdi.
9. dakikada İshak’ın sol taraftan yaptığı ortada ceza alanı içinde topla buluşan Aybars’ın kafayla yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak kaleci Ertuğrul’da kaldı.
9. dakikada Bance’nin şutunda kaleci Bayram’dan dönen top, yine bu futbolcunun önünde kaldı. Bance, dar açıdan yaptığı ikinci vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-0
19. dakikada Uğur’un ceza alanı ön çizgisinden kullandığı serbest vuruşta, kaleci Bayram çok iyi uzanarak gole izin vermedi.
19. dakikada sol taraftan ceza alanına giren Ekigho, yaptığı düzgün vuruşla farkı 2′ye çıkaran golü kaydetti: 2-0
26. dakikada sağ taraftan yapılan ortada Bance, topu kafayla Ekigho’nun önüne indirdi. Bu futbolcu, yaptığı plase vuruşla topu bir kez daha filelerle buluşturdu: 3-0
Karşılaşmanın ilk yarısı, Samsunspor’un 3-0 üstünlüğüyle tamamlandı.
Stat: 19 Mayıs
Hakemler: Serkan Çınar, Ali Saygın Önel, Asım Yusuf Öz
Ankaragücü: Bayram, Mehmet, Gürkan, Ümit, İshak, Bilal, Kaan, Veli, Mert, Serol, Aybars
Samsunspor: Ertuğrul, Adem, Kelhar, Bahia, Uğur, Fink, Zenke, Murat Yıldırım, Murat Ceylan, Ekigho, Bance
Goller: Dk. 9 Bance, Dk. 19 ve 26 Ekigho (Samsunspor)
Sarı kartlar: Dk. 18 Gürkan (Ankaragücü), Dk. 34 Kelhar – ANKARA
İlhan Şeşen İlk Kez Alanya’da Konser Verdi
Ünlü sanatçı İlhan Şeşen, ilk kez sahne aldığı Antalya’nın Alanya ilçesinde sevenlerine unutulmaz bir gece yaşattı.
Ünlü sanatçı İlhan Şeşen, ilk kez sahne aldığı Antalya’nın Alanya ilçesinde sevenlerine unutulmaz bir gece yaşattı.
Pop müziğin ‘Amcası’ lakabıyla gönüllerde taht kuran İlhan Şeşen, Alanya Kültür Merkezi’nde verdiği konserde şarkı aralarında anlattığı anıları ve yaptığı esprilerle izleyenleri güldürdü. Hayranlarının dilinden düşmeyen Aşk Layık Olanda Kalmalı, Sensiz Olmaz, Neler Oluyor Bize, Sarılınca Sana, Ellerimde Çiçekler adlı şarkılarını gitarıyla seslendiren Şeşen, yaklaşık 1,5 saat süren konserin sonunda ayakta alkışlandı. Demir Ajans’ın organize ettiği ve yaklaşık bin kişinin katıldığı konseri Alanya Kaymakamı
Hulusi Doğan ve AK Parti’li Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu da izledi. – ANTALYA
Meclis Genel Kurulu’nda, MİT mensuplarının aleyhinde açılacak soruşturmaların Başbakanın iznine bağlanmasını düzenleyen kanun teklifinin üzerinde konuşmak üzere ilk sözü CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk aldı.
Teklifi, “Hukuk devleti ilkesinden sapıldığını gösteren bir kanun teklifi” olarak nitelendiren Öztürk, teklifin MİT müsteşarı ve emekli MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılması üzerine acemice ve panik halinde mevcut durumdan kurtulmak için hazırlandığını ileri sürdü. Teklifin mimarının AK Parti milletvekili Recep Özel değil, Başbakan olduğunu savunan Öztürk, daha önce ifadeye çağrılan MİT yöneticilerinden örnekler vererek neden benzer bir girişimde bulunulmadığını sordu.
Gazetelerde “Fethullah Gülen-AKP çatışması”, “Yargı-MİT çatışması” gibi yapılan yorumların kendisini ilgilendirmediğini söyleyen Öztürk, “Beni
ilgilendiren Özel Yetkili Mahkemelerin hoyratça, hukuk tanımaz uygulamalarının iktidar çevrelerini rahatsız ettiğidir” dedi.
Teklifte “özel bir görevi ifa etmek üzere görevlendirilenler” ifadesini eleştiren Öztürk, “İnsanların güvencesini bir Başbakan’a bağlayamazsınız” dedi. Bir terör örgütü yöneticisinin anamuhalefet partisine, Cumhurbaşkanına suikast yapıp “beni Başbakan görevlendirdi’ diyebileceğini ileri süren Öztürk, AKP grubunun “özel görevlendirilenler” ifadesini “Kamu görevlileri” olarak düzeltmeyi planladığını öğrendiğini belirterek, bunun teklifin acemice hazırlandığını gösterdiğini savundu.
Başbakana “legal örgütlenme dışında bir örgütlenme istemiyorsanız böyle bir yetkiyi vermezsiniz” diye seslenen Öztürk, CHP milletvekili olduğunu hatırlatarak, “CHP iktidar olsa, CHP Genel Başkanı Başbakan olsa ona bu yetkiyi veren yasa teklifine bir hukukçu olarak evet demeyi içime sindiremezdim” dedi.
“YOK YASA, YAP YASA”
BDP grubu adına söz alan Adana Milletvekili Murat Bozlak, isteğe ve ihtiyaca göre yasa çıkarıldığını iddia ederek, “Yok yasa, yap masa” mantığı ile çalışıldığını söyledi. Teklifin “Çete kurmaya yol açacak bir düzenleme” olduğunu ileri süren Bozlak, “Başbakan için “böyle bir şey yapmaz’ diyebilirsiniz ama fani bir dünyadayız, hepimiz öleceğiz. Başbakan ölüp gidince yerine biri gelmeyecek mi. Böyle bir durum olursa “kurşun atan da yiyen de kutsaldır’ diyen Başbakanlar gelirse ne olur?” diye sordu. Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasını isteyen Bozlak, bir yandan statükoya karşı çıktığını söyleyip, bir yandan da “bürokratım yargılanamaz’ denilerek bu ülkenin sorunlarının çözülemeyeceğini söyledi. Halkın AKP’ye “Kandil’e uçak kaldırın’ diye oy vermediğini ileri süren Bozlak, çözümün şiddet olmadığını söyledi.
AKP’nin büyük bir iktidar gücü olduğunu belirten Bozlak, “1930′ların devlet yöneten CHP konumundasınız. CHP gibi yapmayın, doğru olanı seçin, barışın yolunu açın. Bürokrasi ile olmaz. Meclis el koysun. Akil adamlarla akan kanı durduralım. Bu meclise düşen tarihi görev budur” dedi.
“BÜTÜNLÜĞE YÖNELİK TALİMAT VERMEDİYSENİZ BU KOLLAMA NİYE?”
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, teklif üzerine yaptığı konuşmada, “Suç yok vazife var’ diyerek anayasa dışı eylemlerin meşru gösterilmesinin devletin dibine dinamit koymak anlamına geldiğini söyledi. MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılmasıyla ilgili iddiaları “vahim” olarak nitelendiren Vural, bir terör örgütü ile hukuk dışı müzakereler yapılması, bir terör örgütü kurulması gibi suçlamaların üstü örtülürse devletin töhmet altında kalacağını söyledi. Devletin hukuk dışı iş ve eylemlere giremeyeceğine ilişkin halk nezdinde “muteber devlet” olduğuna ilişkin kanaatin yükseltilmesi gerektiğini söyleyen Vural, “Siz bu ülkenin bütünlüğüne yönelik bir talimat vermediyseniz bu koruma kollama niye?” diye sordu.
Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri başlayan MİT Kanunu’nda değişiklik yapan kanun teklifinin tümü üzerinde Hükümet adına söz aldı.
MİT’i, ”Türkiye’nin güzide kurumlarından biri” olarak nitelendiren Bozdağ, MİT’in kuruluş kanununun, göreviyle ilgili konuları açıkladığını anımsattı. Bozdağ, MİT’e çok önemli görevler verildiğini, bunların, ülkenin güvenliği, huzuru, barışı için oldukça önemli olduğunu kaydetti.
Bozdağ, diğer ülkelerin bu alandaki kanunlarında Türkiye’dekinden daha fazla korumaların bulunduğunu ifade etti.
Ülkelerin, sadece kendi içinde değil, bölgelerinde ve küresel güç olabilmek için içerde ve dışarda güçlü istihbarata ihtiyaç duyduğunu anlatan Bozdağ, ”Türkiye de büyüyen bir ülke, büyük güç, küresel bir aktör. Türkiye’de, bu anlamda değişimin, gelişimin olması, dışarda, içerde güvenliğiyle ilgili görev yapacak kişilerle ilgili düzenlemeler yapılırken bir takım istisnalar olması doğaldır” açıklamasında bulundu.
Bekir Bozdağ, Türkiye’nin bu güzide kurumunu bir takım siyasi tartışmalarla yıpratacak yaklaşımların doğru olmadığını vurgulayarak, ”Çünkü, bu kurumda görev yapanlar canı pahasına görev yapıyorlar. İşin ciddiyet ve tehlikesi tartışılmazdır. Bu kadar hassas görev yapanlarla ilgili tartışmalar, belli hassasiyette olmalı” diye konuştu.
Parlamentoda görüşülen düzenlemelerin, mahkemelerde karşılığı olmayan kaç iş ve işlemin olduğunu soran Bozdağ, ”Bir dava var, düzenleme yapamazsın” demenin, parlamentonun kapısına kilit vurmak anlamına geleceğini söyledi.
“ATANMIŞLARA GÜVENİP SEÇİLMİŞLERE GÜVENMEYECEKSİN”
Bozdağ, teklifin, ”kişiye özel düzenleme olduğu” eleştirilerine de yanıt verdi. Bozdağ, 1948 yılında çıkarılan ”İdil Biret ve Suna Kan’ın yabancı ülkelere, müzik tahsili için gönderilmesi kanunu” nu özel kanun olarak örnek gösterdi.
Özel kanunun, adının açık, yararlanacak kişilerin sayısının belli olduğunu dile getiren Bozdağ, bütün özel kanunların isme çıkarıldığını hatırlattı. Bozdağ, bu teklifin ise genel düzenleme olduğunu, kapsamında yer alan herkese, herkesime uygulanacağını belirtti.
Bozdağ, ”(Savcı, hakim, polis, asker, falanca yerdeki memur ülkenin yararını düşünür, bunlar ülkenin aleyhine iş ve işlem yapmazlar… Ama Başbakan ülkenin yararını düşünmez, aleyhine iş ve işlem yapar.) Atanmışlara güveneceksiniz, milletin seçtiklerine güvenmeyeceksiniz, bu millete güvenmemektir” diye konuştu.
MİT Kanunu yürürlüğe girdiğinden beri 26. maddede izin verme sisteminin bulunduğunu, bu makamın da Başbakan olduğunu belirten Bozdağ, şimdiye kadar bunu tartışmayanların, bugün tartışmasının da doğru olmadığını ifade etti.
Başbakanın, konusu suç olan emir veremeyeceğine işaret eden Bozdağ, sözlerini, ”Türkiye’nin Başbakanı, konusu suç olan bir emri ne bugün ne yarın verir. Çete, mafya, hukuk dışı yapılanmalarla mücadele etmiş, bir iktidarı, Başbakanı, Genel Başkanı çete kurmakla itham etme yaklaşımları, buraya yakışmamıştır. Bu ülkenin Başbakanı, ülkenin ali menfaatlerini korur” diye sürdürdü.
Bozdağ, Başbakan’ın, ”mutabakat yoktur, iftiradır, yanlıştır…” dediğini ifade ederek, ”Başbakana inanmıyorsun ama terör örgütünün, yandaşlarının elinde kağıt parçası olduğunda, Başbakanı terör örgütünün ağzıyla suçluyorsun. Başbakanı yıpratmak için bir takım yerler, çevreler iftira uyduruyorlar. ‘KCK operasyonunda, falanca yerdeki aramada, evinde çıktı.’ Hükümet böyle bir mutabakat yoktur diye açıklıyor. Bunlara rağmen terör örgütlerinin yandaş ve üyelerinin ağzıyla, Hükümeti suçluyoruz. Terör örgütü yandaşlarına inanıyor, Hükümete inanmıyoruz, böyle bir şey olabilir mi?” diye sordu.
PKK’YI MİT KURDU MESELESİ
Bekir Bozdağ, ”KCK ve PKK’yı MİT’in kurduğunu” söylemenin, bu teşkilata ve ülkeye yapılan iftira, haksızlık olduğunu ifade ederek, parlamentonun, her türlü hesabı, oyunu bugüne kadar bozduğunu, hesap yapanların boşa hesap yaptığını söyledi. Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Terör örgütlerinin içine sızmış istihbarat görevlilerinin, suç işlediklerini söylemedim. ‘Terör örgütlerinin içerisine sızarken, suç işlemeden sızma imkanı yok’ dedim. Bir istihbarat elemanı, bir terör örgütüne gitti, beni MİT görevlendirdi, işte görev kağıdım, sizin aranıza girip istihbarat toplayacağım, bana izin verir misiniz diyecek, demez. Ceza Kanunu, örgüte üye olmak diyor, kastettiğim odur. Yoksa terör örgütünün içerisine canı, hayatı pahasına sızmış, bu ülke için şehit olmayı göze almış vatan evlatlarını, terör örgütü eylemlerine katılmış gibi gösteren beyan yapmadım. Benim adıma söyleyenler iftira atıyorlar. Böyle bir şey olmadığını açıklamamda söylüyorum, eyleme katılma yok, bu söylenemez, düşünülemez. Terör örgütünün eylemlerini MİT mensupları gerçekleştirmiş gibi bir takım yandaşlar konuştu, sonra başkaları da konuşuyor. Örgütlerin içine sızmış MİT görevlileri canı pahasına, şehitliği göze alarak görev yapıyorlar. Onları terörist, terör örgütlüyle işbirliği yapar göstermek, bunu kim, hangi saikle yapıyorsa yapsın bu ülkenin birlik, beraberliğine, güvenliğine, bekasına iyilik değil, kötülüklerin en büyüğünü yapıyor. Bir kuruma yönelik eleştiri yaparken herkesi, kurumu suçlamak haksızlıktır. Yanlışlık, hata olduğunda hukuka teslim etmek, hepimizin asli görevidir. Bu Hükümet hiçbir zaman suç işleyenleri himaye etmedi, arkasında durmadı, karanlık yapılarla, çetelerle mücadeleyi biz yaptık.”
“YANDAŞI PAKLAMA”
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, teklifle, uygulamadaki yanlış yorumların önüne geçilmesinin amaçlandığını söyledi.
Başbakanın vereceği iznin, idari bir işlem olduğunu, bunun da idari yargı denetimine tabi tutulduğunu belirten Özel, ”Başbakan izin verir veya vermez; iki halde de idari denetime açıktır. Hukuki denetim yok iddiası, gerçeği yansıtmıyor. Hukuki denetim yolu, sonuna kadar açık, yargıdan kaçırılma yoktur, hukuki zırh getirilmemektedir” dedi.
Başbakan tarafından özel olarak görevlendirilme şeklindeki düzenlemenin, ucu açık olmadığını kaydeden Özel, ancak yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için değişiklik önergesi vereceklerini bildirdi.
Özel, kişiye özel, adrese teslim düzenleme iddialarının doğru olmadığını ifade ederek, bir düzenlemenin kişiye özel olabilmesi için bir kereye mahsus, sadece o kişiye uygulanıp, sonra uygulanmaması gerektiğini ancak bu teklifin, bundan önce yapılan ve bundan sonra yapılacak bütün soruşturma, kovuşturmalarda uygulanacağını söyledi.
Çetelerle, mafya, suç örgütleriyle nasıl mücadele edildiğinin ortada olduğunu, karanlık senaryoların bir bir ortaya çıkarıldığını, hiçbir yasa dışı olayın üstünün örtülmediğini, örtülmeyeceğini vurgulayan Özel, ”Yeni çete oluşturuluyor iddialarına; Türkiye eski Türkiye değildir cevabını veririz” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, iktidarın, ”bir telaş içinde olduğunu, bir maddelik teklifte bile hata yapıldığını, birilerinin kurtarılmak istendiğini” savundu.
İnce, teklifin özetinin, ”muhalifi haklama, yandaşı paklama” olduğunu ileri sürerek, ”Özel görevlilere dokunulmazlık… Kim bunlar Türk vatandaşı mı kamu görevlisi mi belli değil. Demokrasilerde Başbakanın yetkileri sınırsız değildir. Kutsal başbakan yaratıyorsunuz. Bu Meclis, yürütmenin, yasa dışı işlerine, yasal kılıf oluşturma yeri olamaz. Bu ülkede herkesin güvencesi hukuktur. Herkesin ne yazık ki güvencesi de korkulu rüyası da tek kişidir, Başbakan’dır. Bu teklif, yeni Yeşiller yaratacak, Gladio oluşturacak, bundan sonraki faili meçhul cinayetlerin sorumlusu siz olacaksınız” diye konuştu.
Hamile nişanlısı Ahu Yağtu ile düğün hazırlığındaki Cem Yılmaz; İtalya’da yapmayı planladığı düğünü iptal etti. Komedyenin ‘tamamen duygusal’ sebeplerden ötürü Roma’daki törenden vazgeçtiği ortaya çıktı. Düğüne her iki tarafın ailelerinden 60 kişi katılacaktı.
1 KİŞİ 570 EURO
Davetlileri İtalya’ya götürüp Roma’da konaklatmayı planlayan Cem Yılmaz, hesaba koyuldu. Her bir davetlinin kendisine 570 euro’ya mal olacağını öğrenen komedyen, toplam masrafın yaklaşık 35 bin euro yani 80 bin TL tutacağını fark edince Roma’daki düğünü iptal etti.
Çift, iptal edilen İtalya’daki düğünleri için geçtiğimiz haftalarda davetlilerden vize için evraklarını istedi. Ancak Cem Yılmaz, ani bir kararla düğün yerini İstanbul olarak belirledi
Koleksiyonundaki arabaları için milyonlarca euro ödeyen Yılmaz, düğün için 80 bin TL’yi fazla buldu. Yılmaz’ın, çevresine “Düğün yapmak istemiyorum” dediği de öğrenildi.
Aydın’ın İncirliova İlçesi’nde, bir çocuk annesi 18 yaşındaki Özge T., 2 yıl önce evlendiği, cezaevinden yeni çıkan eşi 25 yaşındaki İ.T tarafından sırtından bıçaklanıp, boğazı kesilerek öldürüldü. Cezaevindeyken kendisini aldattığı söylentileri nedeniyle tartıştığı eşini öldüren İ.T.’nin yakalanması için polis bölgede çalışma başlattı.
Olay, dün saat 19.00 sıralarında Zafer Mahallesi, Hacı Ali Obası Caddesi Numara 39′da meydana geldi. Özge T., 16 yaşındayken aşık olduğu, plastik doğrama işiyle uğraşan İ.T.’ye kaçtı. Evliliğe yaşı tutmadığı için dini nikah ile yaşamaya başlayan çiftin, ‘Kezban’ adını verdikleri bir kız çocukları dünyaya geldi. Özge T.’nin geçen 30 Kasım’da 18 yaşını doldurmasıyla, çiftin, İncirliova Belediyesi’nde düzenlenen törenle resmi nikahları kıyıldı. Çiftin mutlu yaşamı, İ.T.’nin karşılıksız çek suçundan cezaevine girmesiyle kabusa döndü.
Eşinin cezaevine girmesinin ardından Özge T., kızıyla birlikte kayınpederi Orhan T.’nin evine yerleşti. Ancak, eşinin cezaevine girmesinin ardından erkeklerle ilişkisi olduğu söylentileri üzerine genç kadının huzuru kaçtı. Eşinin ailesi ile bu nedenle arası açılan Özge T., iki hafta önce, belediyede işçi olarak çalışan babası Durmuş S.n’in evine döndü. Geçen pazar günü tahliye olan İ.T, kayınpederinin evine gidip, eşini almak istedi. Ancak, Özge T., söylentilere inanıp, kendisini suçladığını ileri sürdüğü eşinin bu isteğini geri çevirince, aralarında tartışma çıktı. Tartışma üzerine İ.T kızını alıp, ayrıldı.
Ertesi gün tekrar kayınpederinin evine gelen İ.T, kendisine kapıyı açmayan eşine sinirlenip, açık olan pencereden içeri girdi. İ.T, belinden çıkardığı bıçakla eşini sırtından bıçaklayıp, boğazını keserek, kaçtı. Yakınlarının haber vermesi üzerine gelen polis ve 112 Acil Servis ekipleri Ö.T.’nin öldüğünü belirledi.
Polis, olaydan sonra kaçan İ.T.’nin yakalanması için bölgede çalışma başlattı.
Antalya’da 6 yıl önce 13 yaşındayken babası Osman Y. tarafından, inşaat malzemesi ticareti yapan 54 yaşındaki Yusuf A.’ya sözleşmeyle 5 bin lira karşılığında satılan ve bu kişinin tecavüzüne uğradığı belirtilen 19 yaşındaki E.Y., psikilojik destek almak için bu sabah Sivas’tan uçakla İstanbul’a gitti.
6 yıl önce meydana gelen olaydan sonra Sivas’a göç eden ailesinin yanında olduğu DHA ekibi tarafından ortaya çıkarılan ve bugün 19 yaşında olan ve Kız Meslek Lisesi’nde okuyan E.Y., konunun gündeme gelmesinin ardından ailesiyle birlikte oturduğu evden ayrılarak bilinmeyen bir adrese gitti. E.Y.’nin annesi Gülay Y. ve babası Osman Y.’nin özel bir televizyon kanalında dün canlı yayına katılmasından sonra, programın konuklarından Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli’nin psikolojik destek vermek için yapılan teklif üzerine E.Y. bugün uçakla İstanbul’a gitti.
Bilet bilgileri son ana kadar gizli tutulan ve bu sabah Sivas Havaalanı’na yanında 3 kişiyle birlikte gelen E.Y., DHA muhabirlerinin sorularını yanıtsız bıraktı. Bilet işlemlerini yaptırdıktan sonra bir süre bekleyen E.Y. daha sonra güvenlik kontrolünden geçerek tek başına uçağa bindi.
E.Y.’nin İstanbul’da yakınları tarafından karşılanacağı öğrenildi. E.Y.’nin üzgün ve moralinin bozuk olduğu görüldü. E.Y.’nin iki gün psikolojik destek göreceği öğrenildi.
Sivas
Muğla’nın Bodrum İlçesi Gümüşlük beldesi açıklarındaki Kardak kayalıklarında bu sabah saatlerinde Yunan balıkçılara eşlik eden Yunan sahil güvenlik botu, Türk karasularına girdi. Gümüşlük’e iki mil mesafedeki Çavuş Adası’na kadar gelen Yunan sahil güvenlik botu, bir Türk balıkçı teknesinin önüne geçerek Turgutreis’e doğru gelmesini engelledi.
Sekiz Yunan balıkçı teknesi sabah saatlerinde çipura avlamak için Kardak kayalıklarına geldi. Balıkçılara eşlik eden Yunan Sahil Güvenlik botu, saat 14.00 sıralarında Kardak kayalıklarını geçerek Gümüşlük’e iki mil uzaklıktaki Çavuş Adası önlerine kadar ilerledi. Didim açıklarından Turgutreis’e doğru gelen gırgır tipi Türk balıkçı teknesinin önünü keserek taciz eden Yunan Sahil Güvenlik botundaki askerler, balıkçı teknesindekilere uyarı yaptı. Türk balıkçı teknesi Didim istikametine doğru geri döndü. Yunan balıkçılar da Çavuş Adası’na doğru gelerek Türk karasularını ihlal etti.
KARDAK’TA NE OLMUŞTU?
1996′da Yunanistan ile Türkiye arasında Türk bandıralı bir geminin Kardak Kayalıkları’nda karaya oturması sonucu Türk ve Yunan kurtarma ekipleri arasında anlaşmazlık çıkınca patlayan krizdir ve iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir.
Figen Akat isimli Türk gemisi 25 Aralık 1995 tarihinde Ege Denizi’ndeki Kardak Kayalıkları’nda karaya oturdu. Bu olaydan sonra Yunanistan, deniz kazasının kendi karasularında olduğunu ileri sürdü. Türkiye ise, sözkonusu adaların kendisine ait olduğunu belirtti.
Yunanistan Ordusu, bir süre sonra doğudaki adacığa asker çıkarıp, bayrak dikti. Bunun üzerine iki ülkenin deniz kuvvetleri, adanın çevresinde konuşlandı.
Dönemin başbakanı Tansu Çiller, O bayrak iner, o asker gider diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savaşa hazır olduğunu belirtti ve 30 Ocak 1996 gecesi adaya asker çıkarılmasını istedi. Türk SAT ve SAS komandoları Doğu Kardak’ı kuşatmış olan Yunan donanmasının arasından geçerek hemen yandaki ikinci adaya (Batı Kardak) gece operasyonu ile çıkıp Türk bayrağını diktiler. Daha sonra Bill Clinton’un telefonu ve Amerikan delegesi Richard Holbrooke ile NATO Genel Sekreteri Javier Solana girişimleriyle tansiyon düşürülmüş ve kriz öncesi duruma dönülmüştür.